Bilgi Kadınlarda Erkek Tipi Dökülme Üzerine Genel Yaklaşım.

Konu Bilgileri

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Kadınlarda Saç Dökülmesi Nedenleri kategorisinde Moderatör  tarafından oluşturulan Kadınlarda Erkek Tipi Dökülme Üzerine Genel Yaklaşım. başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 135 kez görüntülenmiş, 0 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Kadınlarda Saç Dökülmesi Nedenleri
Konu Başlığı Kadınlarda Erkek Tipi Dökülme Üzerine Genel Yaklaşım.
Konbuyu başlatan Moderatör 
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan Moderatör

Moderatör 

Moderatör
Üye
30 Ara 2021
Konular
6
14
4
3
ANDROGENETİK ALOPESİ √

Androgenetik alopesi terimi 1960 senesinde Orentreich tarafından ortaya kondu.
Orentreich’ın terimi androjen varlığında genetik olarak duyarlı kıl foliküllerinin minyatürize
olmasını içerir
1. Androgenetik alopesi ki kadınlarda aynı zamanda kadın tipi female patern saç
kaybı olarak da bilinir, kadınlarda sık görülen bir saç kaybıdır 8. Kadınlardaki androgenetik
alopesi belirlemesine karşın erkeklerdekinin aksine androjene olan bağımlılığı ve de 9
herediter doğası sarih değildir 9. 1977 senesinde Ludwig kadın tipi saç kaybınının kesin
özelliklerini belirledi ve şiddetine göre Ludwig I, II ve III olacak şekilde 3 sınıfa ayırdı.
Ludwig kadın tipi saç kaybını, erkeklerde görülen kellikle aynı antite olduğuna inanarak,
‘androgenetik alopesi’ terimiyle belirledi. Fakat androjenlerin kadınlardaki saç kaybındaki
rolleri sarih olmadığı için female patern saç kaybı terimi de kullanılabilir 10.
Klinik özellikler:
Kadınlarda çok nadir gidişatlar hariç erkeklerdeki gibi asıl anlamda bir kellik
oluşmaz 8,9. Kadınlardaki AGA’nın sıklıkla tipik klinik görünümü frontoparietal bölgede
diffuz bir seyrekleşme ile beraber frontal saç çizgisinin korunması şeklindedir 1,8,11,12.
Kadınlar saçlarındaki seyrekleşmeyi ilk evvel frontal alan üzerinde farkederler ve zamanla
skalp daha görünür bir hale gelmeye başlar 8. Seyrekleşme, şiddetine göre Ludwig
sınıflamasıyla 3 safhaya ayrılabilir. En erken ve en hafif formda sekrekleşme minimaldir ve
Ludwig düzey I denir. Düzey II’de frontoparietal seyrelme ilerlemiştir. Düzey III’de ön saç çizgisi
hala kalırken frontoparietal alanda kelliğe yanaşan bariz bir seyrekleşme mevzubahisidir 1.
Sıklıkla orta hatta frontal hattın hemen artta saç seyrelmesi belirgindir çam
ağacı paterni. Üzerinde hiç saçın olmadığı küçük ‘pencil eraser-sized’ alanlar takribî olarak
4-6 mm görülebilir 1,9. Bu kel alanlar için yapılan bir yorum androgenetik alopesi için tipik
olan telojenden sonra gelen geç bir fazdır. Fakat bunu yalnızca bir geç faza bağlamak foliküler
ünitelerdeki bir senkroniyi belirtmektir ki bu da kadın tipi saç kaybında ispatlanmamıştır 9.
Post pubertal bir çok kadında beraberinde diffuz saç kaybı olsun olmasın şakak
bölgesindeki saçlarda küçük derecelerde bilateral olarak çekilmeler görülür. Bazı kadınlarda bu
çekilmeler belirgindir. Venning ve Dawber % 13 premenaposal kadında ve % 37
postmenaposal kadında frontotemporal çekilmeyi bildirdiler 10,13. Öte yandan erkeklerde de kadın tipi kellik nadir değildir. Birch ve ark. yaptıkları çalışmada 331 kel erkeğin 20’sinde
%6 kadın tipi saç kaybı tespit etmişlerdir 10.
1951 senesinde Hamilton erkek ve kadınlardan oluşan bir grupta spesifik paterndeki
saç dökülmelerini değerlendirdi. Bu paternler bugün artık erkek tipi kellikte bir referans
olarak kullanılan Hamilton-Norwood sınıflamasından bazı önemli değişiklikler içermektedir
9,11. Ludwig, Hamilton’dan biraz daha değişik bir saç kaybı tablosu belirlemiştir. Saçlı
derinin tepesindeki progresif sentrifugal bir kayba karşın frontal hattın korunmasını
vurgulamış ve şiddetine göre saç kaybını 3 safhaya ayırmış 9,11.
Başlangıç yaşı:
Kadınlarda paternli saç kaybının başlangıcı için 2 pik vardır; 3 ve 5. dekatlar 9.
Saç dökülmesi genellikle her 2 cinste de 12-40 yaşları arasında başlar ve 50 yaşından evvel
takribî populasyonun yarısı belli derecelerde saç kaybı olduğunu ifade ederler 8.

İnsidans ve prevelans:

Kadın tipi androgenetik alopesinin giderek çoğaldığı görülmektedir 14. A.B.D,
Kore ve İngiltere’de yeni yapılmış 3 çalışma göstermiştir ki prevalansta yaşla ilişkili çoğalış laf
mevzusudur. İngiltere’de yapılan çalışmada bu ilişki 50 yaş üzerinde daha belirgindir fakat
diğer iki çalışmada değil. İngiltere ve ABD’de yapılan çalışmalar benzer özellikler gösterdi.
30 yaş altında %3-6 olan sıklık, 70 yaş ve üzerinde % 29-42 idi. Kore’de yapılan çalışmadaki
sıklık daha düşük bulundu 10. AGA’da prevelansda ırksal değişiklikler vardır 15.
Genetik:
Kadın tipi saç dökülmesinde genetik bilgiler yetersizdir. Öne sürülen
mekanizmalar inkomplet penetrans ile beraber otozomal dominans ve polijenik irsiyettir 1. Carey ve ark. androjen aktivitesi ve üretimini etkileyerek kadın ve erkeklerde değişik
fenotiplerde paternli saç kaybına yol açan tek bir gen anamolisinin varlığını öne sürmüşlerdir
9. Fakat hala hastalığın irsiyet mekanizmaları sarih değildir 16.


Tedavi:

Bugüne kadar AGA’nın etyolojisi ve patogenetik mekanizmasının yetersiz
anlaşılması tedavide spesifik efektif bir metodun gelişmesini büyük miktarda geciktirdi. Bu
kayıt dışı, etkinliği ispatlanmamış çok rakamda değişik etkinlikde tedavi alternatiflerinin ortaya
çıkmasına yol açtı 23. Kadınlardaki AGA’da tedavilerin etkinliğiyle ilgili az rakamda çalışma
vardır. Hala bugün iyi belirlenmiş bir tedavi yoktur. Tedavide yaklaşım olarak AGA hafif-orta
dereceli ve şiddetli AGA olarak 2 gruba ayrılabilir 24,25,26.
Hafif-orta dereceli AGA: Bu grubun farmokolojik tedavisinde topikal minoksidil
ve antiandrojenler yer alır 23.
Topikal minoksidil güvenli ve iyi tolere edilen bir tedavi şeklidir 10,27.
Etkinliği çift âmâ, plasebo hakimiyetli çalışmalarda gösterilmiştir 8. Topikal minoksidilin
kadınlarda erkeklerden daha etkili olduğu görülmüştür 23.
De Villez ve ark. % 2’lik topikal minoksidil solüsyonu ile yaptıkları 308 AGA’lı
kadın hastadan oluşan çift âmâ, plasebo hakimiyetli bir çalışmada hastaların takribî % 60’ında
yeniden saç büyümesi saptandı. Neticede topikal minoksidil solusyonunun kadın tipi AGA
tedavisinde plesabodan anlamlı şekilde daha etkili olduğu söylendi 27. Whiting ve ark. % 2
minoksidil ile yaptığı 33 AGA’lı kadından oluşan çift âmâ, plesabo hakimiyetli bir çalışmada
kadın tipi AGA’lı hastaların % 60’ında minimal ile orta derecede saç büyümesi saptandı 28.
Olsen ve ark.’larının yaptığı 28 AGA’lı kadından oluşan çalışmada % 2 topikal minoksidil
etkili bulunmuştur 24. Lucky ve ark. 381 AGA’lı kadında %2 ve %5 topikal minoksidil ile
yaptıkları randomize, plasebo hakimiyetli bir çalışmada %5 ve %2’lik topikal minoksidilin
plesaboya üstün oldukları, %5 topikal minoksidilin, %2 topikal minoksidile üstün olduğu
saptandı 29. 15
Spesifik antiandrojenler kadınlardaki AGA’nın tedavisinde senelerce
kullanılmışlardır. En sık kullanılanlar siproteron asetat ve spironolaktondur 9,23.
Siproteron asetat androjen reseptör antagonistidir ve bilinen en güçlü
antiandrojenlerdendir. Kadınlarda hirsutism, iltihaplı sivilce, AGA gibi hiperandrojenik gidişatlarda
sıklıkla kullanılır 10,23. Peereboom ve ark. AGA’lı 20 kadında siproteron asetatın etkisini
inceledikleri bir çalışmada frontokraniyal skalp bölgesinden yapılan trikogramlarda
istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde anajenlerde çoğalış ve telojenlerde eksiliş saptandı.
Neticede tedavi etkin bulundu 30. Vexiau ve ark. yaptığı 66 AGA’lı kadın içeren, minoksidil
%2 ile siproteron asetat’ın mukayese etildiği çalışmada hiperandrojenizm bulguları olmayan
kadınlarda minoksidil daha etkinken, hiperandrojenism bulguları gösteren kadınlarda
siproteron asetat daha üstün bulunmuştur 25. Bazı otorlere göre serum ferritin seviyesi
yüksek olduğunda siproteron asetat’a yanıt daha iyidir 10,23.
Spironolakton, androjenin androjen reseptörüyle etkileşimini direkt olarak inhibe
eder. Ek olarak androjen sentezinde gerekli sitokrom P-450 bağımlı 17 beta-hidroksilaz ve
desmolas’ın seviyelerini eksiltir 23. Spironolakton ile yapılan bir çalışmada, spironolakton
alan kadınlarda hiçbir tedavi almayanlara göre daha az saç kaybı görülmüştür 10.
Östrojenler, dolaşımdaki serbest testesteronu eksilten **** hormon bağlayıcı
globülin SHBG miktarını artırarak LH serbestleştirici hormonun salınımını inhibe edip
gonadal androjen sentezini eksilterek indirekt olarak antiandrojenik gibi davranır. Östrojenler
AGA’nın ilerleyişini geciktirseler de saç büyümesindeki etkilerini gösteren hiçbir çalışma
yoktur 23.

Finasterid, tip II 5-alfa redüktaz inhibitörüdür 10. Testesteronun
dihidrotestesterona dönmesini maniler 31. AGA’lı erkeklerin tedavisinde günde 1 mg dozda
etkin iken postmenapozal AGA’lı kadınlarda etkisiz bulunmuştur 10,32,33,34,35. Whiting 16
ve ark. finasteridin AGA’lı erkek ve AGA’lı postmenapozal kadınlarda etkisini inceleyen
çalışmalarında finasteridin AGA’lı erkeklerde etkili iken postmenapozal AGA’lı kadınlarda
etkisiz olduğunu bulmuşlardır 34. Price ve ark. finasteridin postmenapozal kadınlardaki
etkisini inceleyen 137 postmenapozal AGA’lı kadından oluşan, çift âmâ, plasebo hakimiyetli,
randomize, çok merkezli bir çalışma yapmışlar ve finasteridin saç büyümesini artırmadığı gibi
saç seyrelmesini de azaltmadığına tespit etmişlerdir. Netice olarak bu çalışmada finasteridin
postmenapozal AGA’lı kadınlarda etkisiz olduğu bildirilmiştir 36. Shum ve ark.
hiperandrojenizmi olan 4 AGA’lı kadını bildirmişler ve bunlarda finasterid ile alopesiyi
eksiltmişler veya durdurmuşlar. Netice olarak hiperandrojenizmin eşlik ettiği AGA’lı
kadınlarda finasteridin etkili olduğunu bildirmişlerdir 32.
Tretinoin, epitelde hücre proliferasyonu ve differansiasyonunu ilerletir ve
kumpaslar ve aynı zamanda vasküler proliferasyonu ilerletebilir. Bu etmenler kıl büyümesinin
ilerlemesinde önemlidir. Bazzano ve ark. 56 AGA’lı hastada topikal tretinoini yalnız ve % 0.5
minoksidil ile kombine kullandılar. 1 sene sonra topikal tretinoin ve % 0.5 minoksidil
kombinasyonu hastaların % 66’sında terminal kıl gelişimine neden oldu. Tek başına tretinoin
ise hastaların takribî % 58’inde kıl gelişimine sebep oldu. Bu neticeler gösterdi ki düşük
konsantrasyonlu minoksidil ile retinoidler alopesi tedavisinde tek başına minoksidilden daha
etkin olabilirler 37.
Simetidin, histamin H2 resetör antogonistidir. Daha evvel yapılan bazı
çalışmalarda simetidinin antiandrojenik aktivitesi tespit etilmiştir. Bu çalışmalarda simetidinin
dihidrotestesteronun kompetitif inhibitörü olduğu saptanmış. Aram 10 AGA’lı kadında
yaptığı çalışmada simetidinin 7 hastada iyi ile çok iyi arasında yeniden saç büyümesine neden
olduğuna tespit etti. Fakat simetidin AGA’lı kadınlarda ilk basamak tedavisi olarak değil yalnızca
seçilmiş hastalarda kullanılmalıdır 26.
 
Üst Alt